İSTİFA EDİNİZ!
Geçmiş günlerde yazmış ve açıkça ifade etmiştim: “İstifa edecekler, bir an önce etsin!”

İSTİFA EDECEKLER, BİR AN ÖNCE ETSİN!
Geçmiş günlerde yazmış ve açıkça ifade etmiştim: “İstifa edecekler, bir an önce etsin!”
Bugün aynı sözümü bir kez daha tekrarlıyorum.
Sivas’ta artık görevini ve sorumluluğunu yeniden değerlendirmesi gereken kişiler kendilerini çok iyi biliyor.
Kamuoyu adına sorumluluk taşıyan makamlar, kişisel beklentilerle değil, hizmet anlayışıyla yönetilmelidir. Görevini tamamladığını düşünen ya da bulunduğu makamın sorumluluklarını yerine getiremediği eleştirileriyle karşı karşıya kalanlar, oturup bir kez daha düşünmelidir.
Yol yakınken gereğini yapın, istifa kararınızı daha fazla geciktirmeyin!
Unutulmasın ki makamlar kimsenin şahsi mülkü değildir. O koltuklar, millete ve Sivas’a hizmet etmek için vardır.
Sözüm açık, mesajım nettir. Kimin üzerine alacağı ise kendisinin bileceği iştir.
O KOLTUKLAR SİZİN BABANIZIN MALI DEĞİL! İSTİFA EDİN!
Geçmiş günlerde yazdım, uyardım, açıkça söyledim: “İSTİFA EDECEKLER, BİR AN ÖNCE ETSİN!”
Bugün bir kez daha tekrarlıyorum.
Sivas’ta istifa etmesi gerekenler kendilerini çok iyi biliyor!
Kimseye isim vererek yol göstermeye niyetim yok. Çünkü insan, yaptığı işi, aldığı sorumluluğu ve bulunduğu makamın hakkını verip vermediğini herkesten önce kendisi bilir.
Asıl mesele, koltukta oturmak değil; o koltuğun hakkını verebilmektir.
Görev makamları kişisel konfor alanı, siyasi dokunulmazlık zırhı ya da vazgeçilmezlik adresi değildir. Hele ki söz konusu kamu görevi olduğunda, kimsenin hesap vermekten kaçma lüksü olamaz.
Sivas’ın beklentileri ortadayken, kamuoyunda eleştiriler yükselirken ve yönetim anlayışı tartışılırken hâlâ hiçbir şey olmamış gibi davranmak ne kadar doğru?
Herkes kendisine şu soruyu sormalı: Ben bu görevin hakkını veriyor muyum?
Cevap hayırsa yapılacak şey bellidir. Makamı daha fazla işgal etmenin anlamı yoktur. Gereğini yapmak, sorumluluk sahibi olmanın bir gereğidir.
Buradan açıkça söylüyorum: Yol yakınken istifa edin!
Yarın şartlar daha da ağırlaştığında, bugün atılmayan adımların hesabını vermek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü kamuoyu unutmaz, gazetecilik de sorulması gereken soruları sormaktan vazgeçmez.
Kimse eleştiriden muaf değildir. Kimse bulunduğu makam nedeniyle sorgulanamaz olduğunu düşünmesin. Makamlar gelip geçicidir; geriye bırakılan iz, yapılan hizmet ve verilen hesabın samimiyeti kalır.
Benim derdim şahıslarla değil, yanlışlarla; makam sahipleriyle kişisel bir hesaplaşma değil, kamu adına sorumlulukların sorgulanmasıdır.
Sözüm de uyarım da nettir: İstifa etmesi gerektiğini bilenler, daha fazla beklemesin.
Sivas kimsenin deneme tahtası, hiçbir makam da vazgeçilmez değildir!
