BİRİ BAŞKAN, DİĞERLERİ ADAY: BU YARIŞ ADİL Mİ?
Seçim, demokrasinin gereğidir. Herkes aday olabilir, herkes projelerini anlatabilir ve üyelerden destek isteyebilir.

Sivas Ticaret ve Sanayi Odası, 22 Kasım’da seçime gidiyor. Mevcut Başkan Zeki Özdemir yeniden aday. Diğer adaylar da sahada, üyelerin desteğini almak ve projelerini anlatmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Buraya kadar her şey normal (gibi)
Seçim, demokrasinin gereğidir. Herkes aday olabilir, herkes projelerini anlatabilir ve üyelerden destek isteyebilir.
Ancak tam da bu noktada sorulması gereken önemli bir soru var:
Hem başkanlık koltuğunda oturup hem de seçim yarışında mücadele etmek, diğer adaylar karşısında doğal bir avantaj oluşturmuyor mu? TSO mevzuatları ve yönetmelikleri, bu eşitsiz rekabet ortamına neden müsaade ediyor?
Mesele, mevcut başkanın aday olması değil. Mesele, mevcut başkanlık makamının sağladığı görünürlük, kurumsal ilişkiler ve temsil gücüyle diğer adayların imkânlarının ne ölçüde eşit olduğudur.
Çünkü bir tarafta yıllardır odanın başkanlığını yürüten, kurumun doğal gündeminde yer alan, toplantılara ve açılışlara katılan, ziyaretlerde bulunan ve yaptığı çalışmalarla sürekli görünür olan bir başkan var. Diğer tarafta ise kendisini ve projelerini üyelere kendi kısıtlı imkânlarıyla anlatmaya çalışan adaylar…
Başkanın katıldığı her toplantı, gerçekleştirdiği her ziyaret ve yaptığı her açıklama, makamının doğal etkisiyle kamuoyunda karşılık bulur; haber olur, görünürlük sağlar ve tanınırlığını artırır.
Bir taraf makamın sağladığı görünürlükle yol alırken diğer taraf aynı görünürlüğü elde edebilmek için hem cebinden ciddi para harcamak hem de zamanını, enerjisini ve emeğini ortaya koymak zorunda kalır.
Biri makamın avantajıyla, diğerleri kendi imkânlarıyla yarışıyorsa bu seçimde fırsat eşitliğinden söz edilebilir mi?
SEÇİM, YALNIZCA SANDIKTA ADİL OLMAKLA BİTMEZ!
Bir seçimin demokratik olması, yalnızca üyelerin sandığa gidip oy kullanmasıyla ölçülemez. Seçim öncesindeki rekabet ortamı da en az sandık kadar önemlidir.
Dün, Sivas Ticaret ve Sanayi Odasının mevcut başkanı ve yeniden başkan adayı Zeki Özdemir’in, Sivas’ın Divriği ilçesinde oda üyeleriyle yemekli bir toplantı gerçekleştirdiğini gördüm.
Ve aklıma hemen bu köşe yazısı geldi…
Bu toplantı, odanın olağan faaliyetleri kapsamında mı düzenlendi, yoksa seçim çalışmasının bir parçası mıydı? Eğer bir seçim çalışmasıysa yemeğin ve organizasyonun masrafları kim tarafından karşılandı? Odanın bütçesinden mi ödendi, yoksa adayın kendi imkânlarıyla mı gerçekleştirildi?
Oda faaliyetleriyle seçim çalışmalarının birbirinden ayrılmadığı bir ortamda, üyeler bu iki faaliyetin hesabını nasıl soracak?
Şahsen ben bu durumu etik ve doğru bulmuyorum.
Başkan adayı kim olursa olsun, mevcut başkanlık görevini yürütüyorsa ve “adayım” dediyse, seçim çalışmalarına başladığı gün istifa ederek diğer adaylarla eşit bir pozisyona gelmelidir.
Çünkü adil bir seçim, yalnızca sandığın değil, yarışın da adil olmasıyla mümkündür.
Adaletle, vicdanla ve umutla…
