LİYAKAT DEĞİL, “ARAMA” SİYASETİ! SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİNDE NELER OLUYOR?
Peki bugün sağlık kurumlarında liyakat gerçekten hak ettiği değeri görüyor mu?

Mehmet BAKIR
Makamlar emek ve başarıyla mı kazanılıyor, yoksa doğru kişileri arayıp doğru kapıları çalmakla mı? Sağlık kurumlarında uzmanlık unvanları ve kritik görevlendirmeler üzerinden yükselen iddialar, liyakat tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.
Sağlık sistemi, insan hayatına doğrudan dokunan, en küçük ihmalin bile ağır sonuçlar doğurabileceği hayati bir yapıdır. Böyle bir sistemin yönetiminde olması gereken en önemli unsur ise liyakattir.
Peki bugün sağlık kurumlarında liyakat gerçekten hak ettiği değeri görüyor mu?
Son dönemde İl Sağlık Müdürlükleri ve bağlı kurumlarda yaşandığı öne sürülen bazı gelişmeler, bu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına neden oluyor.
UZMANLIK KADROSU EMEĞİN ÖDÜLÜ MÜ, İLİŞKİLERİN KARŞILIĞI MI?
Kurum kulislerinde konuşulan iddialara göre bazı personelin mesleki birikimi, tecrübesi ve başarısından ziyade yöneticilerle kurduğu kişisel ilişkiler, yakınlıklar ve etkili telefon görüşmeleri sayesinde uzmanlık kadrolarına veya kritik görevlere getirildiği ileri sürülüyor.
Eğer bu iddiaların doğruluk payı varsa, burada ciddi bir sorun var demektir.
Yıllarca emek veren, kendisini geliştiren, görevini layıkıyla yerine getiren sağlık çalışanları dururken, bazı kişilerin hangi kriterlerle öne çıkarıldığı açıklanmalıdır.
Dahası, göreve getirildikten sonra tutum değiştirdiği, dün yakın durduğu yöneticilerle bugün farklı ilişkiler geliştirdiği öne sürülen isimler de kurum içindeki çalışma barışını tartışmalı hâle getiriyor.
Unvan değişince karakter mi değişiyor, yoksa makamın sağladığı güç mü insanları değiştiriyor?
YÖNETİCİLER NEDEN SESSİZ?
Asıl üzerinde durulması gereken konu belki de budur.
Bu gelişmeleri gördüğü, bildiği veya kendisine aktarıldığı öne sürülen yöneticiler neden sessiz kalıyor?
Bir kurumda adalet duygusu zedeleniyorsa, çalışanlar arasında eşitlik tartışması yaşanıyorsa bunun sorumluluğu yalnızca görevlendirilen kişilerde aranamaz.
O görevlendirmeleri yapan, onaylayan ve denetlemekle yükümlü olan yöneticiler de kamuoyuna açıklama yapmak zorundadır.
Liyakat mi korunuyor, yoksa kişisel ilişkiler ağı mı?
SAĞLIK KURUMLARI KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR!
Sağlık müdürlükleri kişisel ilişkilerin, makam hesaplarının ve ayrıcalıklı görevlendirmelerin merkezi hâline getirilemez.
Kamu görevi, kimsenin yakınlarına, dostlarına veya kendisine yakın duranlara dağıtacağı bir imtiyaz değildir.
Gece gündüz çalışan, hastaların sağlığı için fedakârlık gösteren sağlık personelinin emeği, kapalı kapılar ardında kurulduğu iddia edilen ilişkiler ağına kurban edilmemelidir.
Buradan yetkililere açıkça soruyorum:
Uzmanlık kadrolarına atamalarda hangi objektif kriterler uygulanıyor?
Görevlendirmelerde mesleki yeterlilik ve tecrübe esas alınıyor mu?
Kişisel ilişkiler ve referans görüşmeleri atamalarda etkili oluyor mu?
Kurum içindeki huzursuzluk ve liyakat şikâyetleri hakkında herhangi bir inceleme yapılıyor mu?
Bu soruların cevabı verilmelidir.
Çünkü sağlık kurumları suskunlukla değil, adaletle yönetilir.
Unutulmasın: Makamlar geçicidir, geride bırakılan izler kalıcıdır. Liyakatın olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde ise kurumsal huzur olmaz.

