SİVAS’TA SİYASET VAR, SİVAS’IN SORUNLARINI KONUŞAN YOK!
Eleştirmeyelim, sorgulamayalım, sesimizi yükseltmeyelim… İyi geçinelim, ilişkilerimizi bozmayalım, belki bizim de bir işimiz görülür!

Mehmet BAKIR
İktidarından muhalefetine herkes mi suskun, herkes mi memnun?
Sivas’ta siyasetin fotoğrafına şöyle bir bakın…
İktidar partilerinin teşkilatları ayrı, muhalefet partilerinin teşkilatları ayrı. Ancak konu Sivas’ın gerçek sorunlarına, kamu kaynaklarının kullanımına, belediyelerdeki yönetim anlayışına ve vatandaşın beklentilerine geldiğinde ortaya garip bir sessizlik çıkıyor.
Sanki hepsinin üzerinde görünmez bir anlaşma var!
Eleştirmeyelim, sorgulamayalım, sesimizi yükseltmeyelim… İyi geçinelim, ilişkilerimizi bozmayalım, belki bizim de bir işimiz görülür!
İşte Sivas’ın önündeki en büyük siyasi açmazlardan biri tam da budur.
Siyaset, makam sahipleriyle iyi geçinme sanatı değildir. Siyaset, gerektiğinde yanlışın karşısında durabilme cesaretidir.
Bir şehrin siyasetçisi, o şehrin sorunlarını dile getiremiyorsa, vatandaşın hakkını savunamıyorsa, kamu yönetimini sorgulayamıyorsa orada siyaset adına ciddi bir temsil tartışması vardır.
Gelelim son örneğe…
Sivas Belediye Başkanlığına ilişkin Sayıştay denetim raporunda 42 ayrı bulgunun yer almasını kamuoyunun gündemine taşındım.
Peki, iktidar ve muhalefet teşkilatlarından kaç kişi çıkıp bu bulguların ne anlama geldiğini sordu?
Kaç siyasetçi, belediye yönetiminden kamuoyu adına açıklama istedi?
Kaç kişi, "Bu bulgular nelerdir, hangi işlemlerden kaynaklanmaktadır, kimlerin sorumluluğundadır ve nasıl giderilecektir?" diye sorma ihtiyacı hissetti?
Basının da bu konuda yeterince ses yükseltmediği bir ortamda, vatandaş kimin adına konuşulduğunu, kimin adına susulduğunu sorgulamakta haklıdır.
Elbette Sayıştay bulgularının tamamı doğrudan suç veya kamu zararı anlamına gelmez. Ancak denetim raporunda ortaya konulan eksikliklerin takip edilmesi, sorumluların açıklama yapması ve gerekli düzeltmelerin gerçekleştirilmesi gerekir.
Peki, bunu kim takip edecek?
İktidar mı?
Muhalefet mi?
Sivil toplum kuruluşları mı?
Yoksa yine birkaç gazeteci mi?
Sivas'ın kaynakları, Sivas'ın geleceği, Sivas'ın hakkı söz konusu olduğunda kimsenin siyasi hesabını şehrin menfaatinin önüne koyma lüksü yoktur.
Kimse kusura bakmasın!
Bir belediye başkanına yakın olmak başarı değildir. Bir milletvekilinin kapısını aşındırmak hizmet değildir. Bir il başkanıyla fotoğraf çektirmek de siyaset yapmak değildir.
Siyasetçinin görevi alkışlamak değil, gerektiğinde hesap sormaktır. Muhalefetin görevi yalnızca seçim zamanı ortaya çıkmak değil, seçimden seçime kadar halkın gözü, kulağı ve sesi olmaktır. İktidar teşkilatlarının görevi de her yapılanı savunmak değil, yanlışları kendi içinden de sorgulayabilmektir.
Sivas'ın bugün ihtiyacı olan şey protokol fotoğrafları, karşılıklı nezaket ziyaretleri ve birbirine hoş görünme, bayanlarla birlikte boy gösterme çabası değildir.
Sivas'ın ihtiyacı; konuşan, sorgulayan, araştıran, hesap soran ve gerektiğinde kendi siyasi çevresine de itiraz edebilen insanlardır.
Çünkü suskunluk hiçbir sorunu çözmez. Görmezden gelinen her mesele, yarın daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkar.
Unutulmasın; siyasetçiler geçicidir, makamlar geçicidir ama bir şehrin kaybettiği yılların telafisi yoktur
Benim derdim ne iktidarla kavga etmek ne de muhalefete yaranmaktır.
Benim derdim Sivas'tır!
Ve artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Sivas'ın sorunlarını konuşmak için siyasetçilerden izin mi alacağız? Yoksa bu şehirde herkesin işine geldiği kadar mı konuşacağız?
Sivas suskunluğu değil, cesareti hak ediyor!
